Mevla Sözleri
Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden
uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle
güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip
pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise
altın torbası.
Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der.
Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri
o kadardır.
Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı
kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp
kerpiç yapman gerek.
Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine
koymamak,başka yere koymak.
Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu
gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün
gibi ol.
Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert
satın alır.
Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin
devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan
meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde
insan yok.
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı
kazanamazsın ki..
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu
beğenir.
Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim
sesini keser mi hiç?
Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde
yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş
üflemekle söner?
Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe
sıçrayıverir.
O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri
ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına
bakarsan yolu yitirdin.
Genişlik, sabırdan doğar.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür,
öküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana
gelir.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar
içmemenin de imkanı yok.
Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü,
kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi.
Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin
varlığından da şüphe eder.
Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından
ileri gelir.
Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek
erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?
Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o
elden çıkar.
Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan
yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten
korur.
Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur.
Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.
Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene
aç.
Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak
günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir
dalgıçtır.
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama
kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt
edilir.
Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak
kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın
sesi gibi meydandadır.
Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da
bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor
anlarsın.
Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber
verir, yalan olduğunu da.
Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun
toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz
naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler
şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar
kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli
kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını
diker, yamarız biz.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da
olmazdı, ateş de.
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen
göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu
görene denir.
A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını
almadan gitme.
Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz
söylemek gerek.
Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne
değmezsin.
O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir
fazlalık var ne bir eksilme.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye
harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm
salkımını görebilir misin ki?
Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da
cömertliği seç.
İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır.
Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine
benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve
muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin
karşılığıdır.
Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker.
Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi
havada olur.
Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey
söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz
inciniriz
Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların
düşmanı ve avcısıdır.
Dert, insana yol gösterir.
İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman
farzdır.
İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar,
çünkü ikilik mevcuttur.
Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği
olmaktan kurtulamaz.
Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir
hünerdir.
Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık
kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir
şüpheye düşüyorsun?
Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye
can atar.
Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları
sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.
Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir.
Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü,
denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin
yüzünü, gözünü örter.
Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza
götürün.
Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü
çekti, yüceltti.
Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.
Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten
kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş
avlamayız biz.
Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş
peşindedir. Şekerden ne anlar o?
Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek
değildir. Senin yok olmandır.
Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah
var, birbirine karışmazlar.
Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların
gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi
yavaş ol.
Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile
ürker kaçar.
Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere
gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında
hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet
ise hayvanlık vasıfları.
Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada
kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran
olmadıkça feryat etmez.
Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş
uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun.
Çanağı yere çal,
İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne
olmuşsa usta da o olmuştur.
Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz
misli iyidir.
Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı
kazanamazsın ki.
Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep
olur.
Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor
sanır.
Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün
kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka
olur.
Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni
göstermez olur.
Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez
dilediği yere çeker götürür.
Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan
ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama
yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların
hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür.
Düşünenlerin düşündürdükleri...
Sabır, genişliğin anahtarıdır.
Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye
benzeyen varlığını yaka dur.
Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker
gelir ondan, ekmek tadı değil.
Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli
olmasından değildir.
Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca
tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke
olunca
ne güzel katıktır.
Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların
arasında bulunur.
İnanan, inananın aynasıdır.
Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak,
manasına bak
Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de,
senin rengindedir.
Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk,
ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne,
ona bak.
Yokluk, varlığın aynasıdır.
Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir
yapanlara beydir arslan.
Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene
buğdaysız gitmektir.
Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne
ihtiyaç vardı?
Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse,
kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış
Tanrı'dan medet umuyorlar.
Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü
söyleyebilir?
İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel,
perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede
Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin
vefasından iyidir.
Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark
var.
Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı
tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan
bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.
Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda
arı duru suya ulaşırsın.
Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle
çevirir.
Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca
ulaşmadan başını sallarsın.
Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne
cömertlik.
Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya
makbuldür.
İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha
beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan,
beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.
Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını,
bıyığını kokutur.
Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim
var?
Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
İnci de denizin dibinde, taşlarla beraberdir.
Övünçte, ayıpların arasındadır.
Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni
yılan soktu mu yok olur gider.
Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o
zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre
karpuz kabuğunu görür.
Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak
yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça
semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla
büyür, semizleşir.
Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye
koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde
sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise
fışkı yemeye yarar.
Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır.
Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
Ömür de Allah'la hoştur, ölüm de. Allah'a
kavuşmadıktan sonra, ab-i hayat bile ateştir. ALLAH
Hiç
ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu
yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan,
gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra
güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar,
saçın da.
Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup
yüzüğe takılır mı hiç?
Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir.
Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi
şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak
Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
Bağış, kine merhemdir.
Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir
mi hiç?
Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun,
bari yüce bir çocuğa gebe kal.
Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost
olur.
Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem
çirkin huylu olma bari.
Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir
olur.
Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?
Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.
Bal yiyen arısından gocunmaz..
Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.
Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?
Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
| |