Bildigimizi zannetmemiz, ögrenmemizin en büyük düsmanidir.

 
Ana Sayfa Forum Oyun Video Eğlence Fıkralar Müzik Dinle Şarkı Sözleri Güzel Sözler
Kartus.web.tr
 Ana Sayfa
 Forum
 Oyun
 Video
 Eğlence
 Evet Hayır
 Program
 Fıkralar
 Şiirler
 Şarkı Sözleri
 Güzel Sözler
 Bilgi Yarışması
 Canlı Tv
 Resimler
 Rüya Tabiri
  Astroloji
 Döviz Bilgileri
 Hava Durumu
 Müzik Dinle
 Yemek Tarifleri
 Msn Messenger
 Kadın Sağlık Güzellik
 İngilizce Sözlük
 Dini / Harika
 İtiraf
 Favorilere Ekle
 İletişim










Doğum günü için resimler


Algida langırt


1234567891011121314
 

  Zekat ve Sadaka

 


Zekat ve Sadaka

Zekat, Allah'ın bağışladığı maddi yada manevi rızıktan ihtiyaç sahiplerini de faydalandırmaktır. Bunun farz olanına zekat, nafile olanına sadaka denir. Zekat ve sadaka, verilen nimete şükrün edasıdır.

"And olsun şükredersen nimetini arttırırım, şayet nimetlerimi inkar ederseniz (nankörlük ederseniz), şüphesiz benim azabım çok şiddetlidir"

Başka bir açıdan da, hakikatın gereği olarak özde bir olduğumuzu idrak ettiklerimizle gönülden sevgiyle paylaşımdır. Bu gerçek doğrultusunda bir elin diğer ele vermesi şeklinde kulluğun edasıdır. Zekat, halkta Hakk'kı görüp, ondan esirgememektir. Hakk'tan aldığını halka karşılıksız dağıtmaktır. Çünkü nimeti veren de sana karşılıksız vermiştir. Verdiğin hiç bir şey sana verilen nimetlerin karşılığı olamaz zaten... Sınırsız verene şükrün edasıdır, sınırlı da olsa vermek...

Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de "namazı kılın, zekatı verin!" buyurmuştur. Namaz miractır, Hakk'a uructur. Kıldığı namazdan gafil olmayan, o namazın sonunda zekatı idrak eder ve karşılıksız paylaşır. Hakk'tan aldığı ne varsa halka dağıtır.

Abdülkadir Geylâni der ki:

Şükür, nimeti vereni düşünüp, nimeti itiraf ve ikrar ederken, Hakkın bu lütfundan dolayı O'na teşekkür etmektir. Şükür, Hakkın insanlara bahşetmiş olduğu nimetlerin cinsinden başkalarınında faydalandırmaktır. Bu tarzda yerine getirmesi gereken şükür herkes tarafından yapılmadığı için Cenabı Hakk Kur'an-ı Kerim'de "Kullarım içinde hakkıyla şükreden azdır." buyurmuştur.

Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselam) Yemen'e gönderirken kendisine demiştir ki:

"Zekât olarak hububâttan hububât al, davardan koyun al, deveden erkek veya dişi bir deve (bâir) al, sığırdan da bir sığır al."

[Ebü Dâvud, Zekât 11, (1599); İbnu Mâce, Zekât 15, (1814)]

"Şükredenin nimetini arttırırım" hükmünce her nimetin şükrü ve dolayısıyla zekatı ve sadakası farklı olmalıdır. Hangi nimete şükrediyorsan, o sana döner misliyle... Bu sebeple, zekatın maddi yada manevi olarak çok farklı türleri vardır. Örneğin maddi anlamda malın zekatı, ihtiyacından fazla malı olanın, malının kırkta birini başkalarıyla paylaşmasıdır. Bu farz olandır. Bundan fazlasını veren sadaka vermiştir. Bu sana verilen maddiyatın şükrüdür ve misliyle sana geri dönecektir.

Yine bunun gibi manevi zekat ve sadaka da ilmin paylaşımıdır. Sana bahşedilen ilimden herkesi karşılıksız faydalandırmaktır. İyiliği tavsiye etmek ve kötülükten sakındırmak, insanlara ahiret yaşamının güzelliklerini kazandırmak amacıyla çalışmak zekat kapsamındadır. Alt sınır budur. Bundan başka velâyet kemâlâtından olan yakîn ilmini paylaşım ise, sadaka kapsamındadır.

Zekat ve sadaka şükrün edası anlamında düşünülecek olursa eğer, sağlıklı bedenin de maddi ve manevi zekat ve sadakası vardır. Örneğin farz ibadetleri eda etmek sağlıklı bedenin manevi zekatıdır, nafileler ise, sadakasıdır. Hastalara yardım da sağlıklı bedenin maddi zekat ve sadakasıdır.

Yine sağlıklı bir beynin manevi şükrü de yaratan ve yaratıklarını düşünmek (zikir ve fikir) ve hasılasını paylaşımdır.

Bazen nafile olan sadaka farza dönüşebilir. Eğer ihtiyaç sahibi biri senden yardım isterse veya sen onun yardıma ihtiyacı olduğunu görür ve bilirsen, işte o zaman onun ihtiyacını gidermek için vereceğin sadaka farz olur. Çünkü Allah onu senin önüne boş yere çıkarmamıştır. Bu ihtiyaçtan başkasını değil seni haberdar etmiştir. Bu durumda o ihtiyacı karşılamak sana farzdır. Bu ister maddi olsun, ister manevi olsun, o ihtiyacı gördüğün ve bildiğin anda onu gidermek sana farz olur. Diyelim ki ihtiyacı gördün, ama sende bunu karşılayacak kadar bir şey yoktur. O zaman gidip karşılayabilecek başka birinden isteyeceksin. Eğer istemezsen mesul olursun. Diyelim ki o ihtiyacı istediğin kişiden de alamadın. O zaman başka birine gidip bildireceksin ve bu şekilde karşılayacaksın. Fakat önceki isteyip de alamadığını da sevabından faydalandıracaksın. Çünkü o bu ihtiyacı karşılamayarak, ondan gelecek sevabı sana devretmiştir. Sen ona bildirmekle mesuliyet yüklenmesine sebep oldun. O halde onu da sevabından faydalandıracaksın. (Bu konuda Muhiddin-i Arabî de aynı görüşü savunur.)

Allah sistemi ve kanunları (Sünnetullah) çok hassas dengeler üzere yürür. Kılı kırk yaran titizlik gerektirir. Kaldı ki hakikati bilen kişi zaten konuya hassasiyetle yaklaşır. Allah'ın sisteminin nasıl işlediğine vakıftır. Bundan da öte, zaten sevgi, şevkat ve merhametle dolup taşan yüreğinin hasılasıdır bu türden fiiler. Bir zorlama ile veya korkuyla da yapmaz.

Ayrıca, bir ihtiyacın giderilmesinin ne büyük sevap olduğunu bilsek, ihtiyaç sahibinin elini ayağını öperdik herhalde, "Sen bana Allah'ın rahmetisin!" diyerek.. Çünkü şükretme şansı tanınmıştır, demekki Allah sana verdiği nimetini arttırmayı murad etmiştir. Bu işler hep takdir ve nasip işidir.

Zekat vermeyenler, nimeti verene ve nimete şükretmeyerek nankörlük edip nefslerine zulmetmişlerdir. Hakk'tan ve hakikatten perdelenmişlerdir. Zekat vermeyi reddetmek nefsin işidir. Nefsiyle yaşayan Hakk'tan gafildir. Mala aşırı bağımlılık nefsin şerridir. Bunun karşılığı sistemde oldukça ağırdır. Öncelikle şükretmeyenin nimeti azalır. Eğer kişi şükretmediği halde malında bir azalma söz konusu olmadıysa, ya o kişiye tevbe için bir süre tanınmıştır, yada Allah mekr yollu o kişinin nankörlüğünü arttırmayı murad etmiştir, ki cezası ölümötesi yaşamda şiddetli azaba uğramaktır. Hadis-i şerifte bu kişilerin ahiretteki durumu şöyle anlatılır:

Hz. Ebü Hüreyre ve Hz. Câbir (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:

Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

Deve, sığır veya davar sâhibi olup da, bunlardaki Allah'ın hakkını eda etmeyen herkese Kıyamet günü, bu mallar, olduğundan daha çok ve mümkün olduğunca iri ve şişman olarak geleceklerdir. Adam, onlar için, düz ve geniş bir yere oturtulacak, hayvanlar bacakları ve tabanlarıyla onun üzerinden geçecekler. Geçiş sırasında boynuzlarıyla tosluyacaklar ve ayaklarıyla ezecekler. İçlerinde boynuzsuz veya boynuzu kırık biri bulunmayacak. Bu şekilde sonuncusu da onun üzerinden geçince, birincisi aynı geçişe tekrar başlayacak. Mahlükatın hesabı tamamlanıp hüküm verilinceye kadar bu hâl devam edecek.

Keza "kenz"‚ (hazine) sâhip olup da ondaki (Allah'ın) hakkını ödemeyen herkese, Kıyamet günü hazinesi, dazlak başlı bir yılan olarak gelecek, ağzını açıp peşine düşecektir. Yılan yaklaştıkça adam ondan kaçacak. Sonunda yılan ona:

"Gizlediğin hazineni al! Ben ondan müstağniyim!" diye bağırır. Adam, neticede yılandan kaçma çaresinin olmadığını anlayınca, elini ağzına sokar. Yılan da onu, aygırın (alafı) kemirmesi gibi kemiriverecek.

[Buhâri, Zekât 3, Tefsir, Âl-i İmrân 14, Berâet 6, Hiyel 3; Müslim, Zekât 26, (987); Muvatta, Cihâd 3, (2, 444); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1658,1659,1660); Nesâi, Zekât 2, 6, (5,12-14)]

Zekat ve sadaka verecek kadar malı veya manevi bir şeyi olmayıp, bunun sevabından istifade etmek isteyenler için Hz. Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem'in bir tavsiyesi var.

"Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır, iyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek'at namaz bütün bunları karşılar."

[Müslim, Müsafirîn 84, Zekat 56. Aynca bk. Buhari Sulh 11, Cihad 72, 128; Ebü Davüd, Tatavvu' 12, Edeb 160]

"Kuşluk Namazı", güneşin doğuşundan yaklaşık kırk beş dakika sonra başlayıp zeval vaktine yarım saat kalıncaya kadar devam eden zaman içinde kılınır.

Bu namaz, hadiste sayılan sadakaları topluca ödeme imkanıdır. Çünkü namaz, bedenin bütün organlarıyla yapılan bir ibadettir. Namaz kılmakla her organ kendi şükrünü yerine getirmiş olur. Öte yandan her türlü tesbih ve tahmid, tehlil ve tekbir namazda bir arada bulunmaktadır. Namaz, nefse hayrı emretmek ve onu münkerden nehyetmektir.

Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (29/45)

@ngelic
9 Temmuz 2005

Bir Kıssa:

Kim Daha Cömert?

Cömertliği dillere destan olan Hatim-i Tai’ye derler ki:

– Kendinden daha cömert birini gördün mü?

– Evet gördüm.

– Kimmiş o?

– Yetim bir gence misafir olmuştum. Bana bir koyun kesip ikram etti. Koyunun bir yeri çok hoşuma gitti. Yemin ederek (burası çok lezzetliymiş) dedim. Genç, dışarı çıktı. On koyunu varmış. Birisini daha önce kesmişti. Dokuzunu da şimdi kesmiş. Benim sevdiğim kısımları pişirip önüme getirdi. Ben olanların farkında değildim. Giderken kapının önündeki kanları görünce sitemle sordum:

– On koyunun onu da kesilir mi?

Sübhanallah bunda şaşılacak ne var? Bir şey sizin hoşunuza gitmiş. Bunu yapmak da benim gücüm dahilindedir. Bunu sizden esirgemem hiç uygun olur mu?

Bunu dinleyen arkadaşları tekrar sorarlar:

– Yetim gencin ikramına karşılık siz de ona bir şey verdiniz mi?

Hatim-i Tai der ki:

– Verdim ama pek mühim sayılmaz.

– Ne verdiniz?

– Üç yüz deve ile beş yüz koyun.

– O halde sen ondan daha cömertsin.

– Hayır o genç benden daha cömerttir. Zira o malının tamamını verdi. Ben ise malımın çok azını verdim. Bir fakirin, yarım ekmeğinin tamamını misafire vermesi mi mühimdir, yoksa bir zenginin sürüsünden bir deveyi misafirine ikram etmesi mi?


    Zekat ve Sadaka Konusu 1118 kere okundu.
Bu sayfayının linki aşşağıdadır :
 
 
 

Orhan gencebay - akşam güneşi

Kırıldım aşka onun haberi yok mü

Davut Güloğlu - nurcanım

Düş sokağı sakinleri - Yanar Kör

Petek dinçöz - kısmetsizim

Orhan gencebay - kördüğüm

Sibel can - cemrem

Rober hatemo - beyaz ve sen

Sezen aksu - bırak beni

Cengiz imren - ben olmayınca

Gökhan Özen - hani bekleyecektin

Feridun Düzağaç - Söz ver

Berdan mardini - sen olsaydın

ibrahim tatlıses - derdimi kimle

Bengü - aşk marka silahım

ismail yk - allah belanı versin

Sami Yusuf - Al Mu'allim

Berdan mardini - sen varya sen

serdar ortaç - karabiberim

Abdurrahman Önül - arafat dağı

 Bakılması Gerekenler    Msn Messenger  Son Eklenen Yazılar
  Ahmet Kaya - acılara tutunmak
Serdar ortaç - yar diye diye
Ferdi Tayfur - acılar şiirli
4 Yüz - Vah Vah
ibrahim tatlıses - ağrı dağın et
Serdar ortaç - başardın ağlatmay
Seda sayan - bilsemki
Berdan mardini - parsel parsel
gülben ergen - aşk hiç bitmez
Sami Yusuf - Ya Mustafa
Murat başaran - nankör
Ahmet Kaya - kara yazı
Şebnem ferah - fırtına
ismail yk - allah belanı versin
Bayhan - Seninle Olmak Varya
Hakan altun - bir telefon
Tarkan - hüp
Tarkan - asla vazgeçemem
Şebnem ferah - değirmenler
Rafet el roman - son mektup
 

Araba avatarları
Harika msn ifadeleri
Msn resim çalma
özür nickleri
Korkunç msn avatarları
Trabzonspor avatarları
Hayvan avatarları
Msn spaces nasıl açarım
damar msn nickleri
windowslive veya live mail alma
Fenerbahçe avatarları
Msn'ne dinliyorum özelliği
Hepsi 1 avatar
Rock metal avatarlar
Asker msn nickler
Hotmail adresi almak
Galatasaray avatarları
Hazır msn nickleri
By ifadeleri
Beşiktaş avatarları

  Yıl başı nickleri 2008
windowslive veya live mail alma
Trabzonspor avatarları
Beşiktaş avatarları
Msn spaces iptal etme
Msn spaces nasıl açarım
Hotmail adresi almak
Msn Nickleri nasıl yüklerim
Çeşitli msn ifadeleri
Karışık güzel ifadeler
ehh işte idare eder
Harika msn ifadeleri
Karışık ifadeler
By ifadeleri
Türkiye avatarları
Hepsi 1 avatar
Bebek avatarları
Yalnızlık resimleri
Rock metal avatarlar
Kalp msn avatarları
 
 
Ana Sayfa   /   Oyun   /   Video   / Eğlence   /   Program   /   Fıkralar   /   Şiirler   /   Şarkı Sözleri/   Hakkında KOLAY DOLUM KARTUŞLARI

12345678910111213 1234567891010123456789101112131415161718192021222324252627282930313233  1012112123 1231234567

Copyright © 2007 Tüm Hakları Saklıdır